grandpashabet giriş bahiscom giriş
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu deneme bonusu malatya oto kiralama parça eşya taşıma slot siteleri erotik shop istanbul evden eve nakliyat evden eve nakliyat
AKP’nin MHP ile İşbirliği Yapmasını Cinnet Hali Olarak Görüyorum…

AKP’nin MHP ile İşbirliği Yapmasını Cinnet Hali Olarak Görüyorum…

ABONE OL
Ağustos 31, 2022 13:54
AKP’nin MHP ile İşbirliği Yapmasını Cinnet Hali Olarak Görüyorum…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhur İttifakı’na yönelik dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, AKP’nin MHP ile ittifak yapmasını ‘cinnet hali’ olarak yorumladı.

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’na yönelik değerlendirmelerde bulundu. Serbestiyet’ten Hilal Köylü’ye açıklamalarda bulunan Çelik, AKP programının çok iyi hazırlanmış bir program olduğunu belirterek “Ben iddia ediyorum: Bugün AKP programı, dünyadaki en demokratik parti programlarından biridir. Bu program harfiyen uygulanırsa hiçbir derdimiz olmaz” dedi.

‘AKP kendisini MHP’ye mahkum etmemeliydi’

Ben AKP’nin Milliyetçi Hareket Partisi’yle iş birliği yapmasını bir cinnet hali olarak değerlendiriyorum. Bunun izahı olamaz” diyen Çelik, şöyle devam etti:

AKP Edirne’den Kars’a kadar bütün bölgelerden, her etnik unsurdan oy alan bir partiyken, AKP etnisite üzerinden oy alan bir partiye kendisini mahkum etmemeliydi. Ben bunu defalarca söyledim. Bugün de söylüyorum, yarın da söyleyeceğim.

Ülkemizin güvenliği elbette önemlidir. Ama biz özgürlük ve güvenlik dengesini tüm demokratik ülkelerdeki gibi kurmak zorundayız. MHP ile olan ittifaktan dolayı ciddi bir oy kaybı olduğunu sağır sultan bile biliyor.

‘Türkçülük ve Kürtçülüğü bir tuttu’

Daha önce MKYK’da ve bulunduğum tüm kurullarda AKP Türkçü siyasetle ortak olursa Kürtleri, Kürtçü siyasetle ortak olursa Türkleri kaybeder dedim. Ben mesela AKP’nin HDP ile de böyle bir adı konmamış koalisyona girmesini cinnet olarak değerlendiririm. Kürtçülük de Türkçülük de AKP’nin kuruluş felsefesine aykırıdır. Fakat bugünkü manzara çok farklı.

AK PARTİ DEVLETLEŞİYOR MU?: Partinin devletleşmesi de, devletin partileşmesi de aynı oranda vahimdir ve kabul edilemez. Parti devletleşmemeli, devlet de partileşmemelidir. CHP 1950’de seçimi kaybettiğinde sadece devletin partisi değildi, devletin ta kendisiydi. AK Parti milletin partisi olarak kuruldu ve milletin partisi olarak kaldığı sürece ya iktidarını devam ettirecek ya da iktidarın şaşmaz alternatifi olacaktır. Ama AK Parti devlet görüntüsü verirse, devlet partisi görüntüsü verenlerin başına gelen AK Parti’nin de başına gelir. Herhalde arkadaşlarımız bunun da hesabını yapıyordur. Zaman zaman ‘Sizi Erdoğan bakan yaptı, sizi Erdoğan milletvekili yaptı’ diyorlar. Bu açıkçası padişahlık döneminden gelen biat, sadakat ve itaat kültürünün  bir devamıdır. Bunu kabul etmiyorum. Neticesinde biz bir kadroyduk. Birbirimizle dayanışıyorduk. Onun liderliğinde elbette bizim de payımız var ama bizim bakanlık, milletvekillerimizde de onun ve başkalarının da payları var. Üyeden tutun mahalle temsilcisine, ilçe ve il teşkilatlarına kadar partiyi oluşturan kişilerin ortak bir emeği var.”

ABDULLAH GÜL’ÜN ADAYLIĞI TARTIŞMASI: Sıradan bir insanın, herhangi bir insanın cumhurbaşkanı adaylığı gündemi gelmiyor da Abdullah beyin ismi gündeme geliyorsa demek ki insanlar onda bir potansiyel görüyor. Bu da sayın Gül adına eksi bir şey değil, artı bir şey. İnsanların bunu görmesi gerekiyor.

SEDAT PEKER’İN İDDİALARI: Bu iddiaların hangisinin doğru, hangisinin yanlış, hangisinin uydurma olduğunu tabii ki ben bilmiyorum, biz bilmiyoruz. Ama bunların doğru olup olmadığının elbette araştırılması gerekiyor. İddia kimden gelirse gelsin o iddia ile ilgili olarak bir de somut şeyler söyleniyorsa onun mutlaka soruşturma konusu olması gerekiyor. Araştırılsın, soruşturulsun ki o iddiaya muhatap olan kimseler şaibe altında kalmasın. İster iddialar iktidarla ilgili olsun, ister muhalefetle ilgili olsun, A veya B şahsı ile ilgili olsun, kesinlikle bunların araştırılması incelenmesi, doğrusunun yanlışının ortaya çıkartılması gerekiyor.

İddia sahibinin kim olduğu üzerinden konuşuluyor konular. Ben bunun üzerinde bu kadar durulmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Diyelim ki bir terörist ele geçirdiniz. Günlerce, aylarca bu adamı sorgulamıyor musunuz daha detaylı bilgi almak için? Dünyanın her yerinde birçok delil ya da birçok somut bilgi kriminal şahıslardan alınır. Bu açıdan ben bu iddiaların sahibinin kimliğinden bağımsız olarak bunu söylüyorum. Eğer bir yolsuzluk, bir yanlışlık iddiası varsa; bu kimden gelirse gelsin, kiminle olursa olsun bunun üzerine gidilmesi lazım. Aksi takdirde üzerinize yapışır kalır.

Savcılar neden iddialarla ilgili harekete geçmiyor meselesine gelince… Eğer bir ülkede adaletin gücü yoksa, orada gücün adaleti devrededir. Gücün adaleti de adaletsizliktir. Bu ülkede şu anda adaletin gücünden söz etmek mümkün değil. Biz hepimiz bağırıp çağırıyoruz ‘Savcılar nerede?’ diye. Bugünkü adli sistem içerisinde kahraman aramak beyhude bir çabadır. Yer ve yetki meselesi halledilmediği sürece, gerçek manada yargı bağımsızlığı söz konusu olmadığı sürece kesinlikle siz bu tür kahramanlıklar falan bekleyemezsiniz.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r