19 Haziran 2026 Cuma
Silivri’de görülmeye devam eden 414 sanıklı İBB Davası’nın tutuksuz sanıklarından İBB Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal, dün gece Maltepe’deki evinin yakınında kimliği belirsiz kişilerce kaçırılmıştı.
Avukatı Tayfun Taşlıoğlu, Karaal’ın çocuklarıyla birlikte yürüyüşe çıktığı sırada yanına yaklaşan araçtan inen kişilerce darp edilerek kaçırıldığını duyurmuş, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı yetkilileri de şüphelilerin yakalanması için kolluk güçlerine talimat verildiğini belirtmişlerdi.
Edinilen bilgilere göre, Karaal’ın kaybolduğu yönündeki ihbarın ardından geniş çaplı çalışma başlattı. Güvenlik kamerası kayıtları ve saha araştırmaları doğrultusunda yürütülen operasyonlarda Karaal’ın bulunduğu belirlenerek güvenli bölgeye alındı.
Olayın aydınlatılması amacıyla sürdürülen soruşturma kapsamında 8 kişi gözaltına alınırken, şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi. Yetkililer, kaçırılma olayının nedeni ve şüphelilerin bağlantılarının belirlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtirken, soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiği kaydedildi
Olayın aydınlatılması amacıyla sürdürülen soruşturma kapsamında 8 kişi gözaltına alınırken, şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi. Yetkililer, kaçırılma olayının nedeni ve şüphelilerin bağlantılarının belirlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtirken, soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiği kaydedildi.
Olaya ilişkin bir bilgilendirme yapan Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı, gözaltı sayısını 8 kişi olarak duyurdu.
Başsavcılık bilgilendirmesi şöyle:
“2026 günü İlimiz Maltepe ilçesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal’ın kimliği belirsiz kişilerce kaçırılması olayına ilişkin yürütülen soruşturmada Erhan Karaal bulunmuş olup 8 şüpheli gözaltına alınmıştır. Soruşturma titizlikle devam edilmektedir.”
Erhan Karaal’ın son durumuyla ilgili avukatı Tayfun Taşlıoğlu, ANKA’ya yeni bir açıklama yaptı.
Açıklamaya göre, öldüresiye dövüldüğü anlaşılan Karaal, Tuzla’da atıl bir fabrika binasında el ve ayakları bağlı olarak bulundu. Doktorların aileye verdiği bilgiye göre hayati tehlikesi bulunmayan Karaal’ın tedavisi devam ediyor.
“KAFAMA SIKACAKLARDI”
Erhan Karaal’ın ilk ifadesinde, “Beni zorla kaçırdılar, sürekli olarak alıkoydukları yerleri değiştirdiler. Kocaeli’de de bir süre tuttular. En son Tuzla’da inşaat alanına getirdiler” şeklinde ifadeler kullandığı öğrenildi.
Gazete Pencere‘nin haberine göre ayrıca Avukat Taşlıoğlu, Karaal’ın bulunduğunda polislere “gelmeseydiniz kafama sıkacaklardı” dediğini aktardı.
CHP‘nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen ‘mutlak butlan‘ kararının ardından CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu‘nun geçmişteki açıklamaları gündem olmaya devam ediyor.
Mahkeme kararıyla ve ‘arınma’ söylemiyle geri dönen Kılıçdaroğlu’nun, 19 Mart sürecinde Dilek İmamoğlu‘nu ziyareti sırasında Ekrem İmamoğlu‘na yönelik sözleri dikkat çekti.
Kılıçdaroğlu’nun Dilek İmamoğlu’na “Ekrem Bey’e sahip çıkmak, Ekrem Bey’in ailesine sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir. Bu bizim namus borcumuzdur” dediği görüldü.
CHP’nin 38. Olağan Kurutlayı hakkında ‘mutlak butlan’ kararı verilmesi ardından CHP Grup Başkanvekili Murat Emir başkanlığındaki bir heyetin DSP’yle temasa geçtiği ve işbirliği yolları aradığı öğrenilmişti.
DSP Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Yumuşak, görüşme sürecinde Genel Başkan Önder Aksakal’ın tutumunu gerekçe göstererek partisinden istifa etti.
Söz konusu görüşmeye katılan Yumuşak, Emir’in CHP kongresiyle ilgili alınan butlan kararının nihai sonucunun belirsiz olduğunu, bu nedenle çok değişik alternatifler üzerinde durduklarını, gündeme gelen konulardan birinin yeni bir siyasi parti kurmak olduğu, ancak baskın seçim ve örgütlenmede kendilerine yaşatılabilecek sorunlar nedeniyle seçime girme yeterliliğine sahip partilerden birinin bünyesinde katılımın seçenek gibi durduğunu söylediğini anlattı.
Yumuşak, açıklamasına şöyle devam etti:
“DSP’nin kendileri açısından bu seçeneklerden en iyilerinden biri olabileceğini ifade etmemiz üzerine, kendisi böyle bir durumda DSP’nin tavrını öğrenmek istediğini bize ifade etmiştir. Biz de kişisel tercihimizi belli etmeden, Partililerimizin genel olarak konuya olumlu yaklaşabileceklerini ancak Genel Başkanımızın tutumunu bilemeyeceğimizi, bir sonraki görüşmeye uygun görürse Genel Başkanımızın da katılabileceğini ifade edip temasımızın gizliliği konusunda uzlaşarak toplantıyı sonlandırdık. Görüşme sonrası Genel Başkan Önder Aksakal, tarafımızca bilgilendirilmiş ve bir daha yapılabilecek benzer içerikli toplantıya Parti Genel Sekreterimiz Hasan Erçelebi’yle katılmamızın uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak Sayın Emir’in amaç ve hedefleri tartışma konusu olduğunda, Sayın Aksakal, bir anda fikir değiştirmiş bu grubun içinde sadece adı yolsuzlukla anılmayan milletvekillerinin DSP’ye katılabileceklerini, meclis grubu oluşursa bu gruba başkanlık edeceğini, kendisinin genel başkanlığının tartışmadan vareste olduğunu ve yeni üyelerden kimsenin Büyük Kurultayda bile aday olamayacağını tarafımıza iletmiştir.”
Aksakal’ın tutumunu DSP Başkanlar Kurulu toplantısında da sürdürdüğünü anlatan Yumuşak, “Sayın Aksakal, kulaktan dolma bilgilere dayalı, subjektif ve masumiyet ilkesini hiçe sayan yaklaşımını ertesi gün, tarihi çok önceden belirlenmiş, Başkanlık Kurulu toplantısında da devam ettirmiş ve CHP’de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu tarafıyla irtibatlı olduğunu belirtmiştir. Buna karşın bu irtibatın kapsam ve içeriği ile DSP’ye nasıl bir katkı sunacağı konusuna girmemiş ve bir vizyon sunamamıştır.
Murat Emir’le yapılan toplantının Aksakal tarafından basına sızdırıldığını kaydeden Yumuşak, “Sayın Emir’le yaptığımız toplantı, aramızdaki gizlilik sözüne rağmen, Başkanlık Kurulu toplantısının hemen akabinde şahsımızın verdiği söz ve kamuoyundaki güvenilirliği hiçe sayılarak Sayın Aksakal tarafından kendi lehine argümanlarla akşam basına servis edilmiş ve görüşmeler daha başlangıç aşamasında sabote edilmiştir” dedi.
DSP’nin büyük bir fırsak kaçırdığını belirten Yumuşak, “Böylece son iki genel seçimde genel seçimlere katılamayan, en son yerel seçimlerde ülke çapında aldığı 46.900 oyla siyasi arenada sıfırlanan, taraftar bulamadığı için çok büyük örgütlenme sıkıntısı çeken, tükenme aşamasına gelmiş parti malvarlığını satarak ayakta durmayan çalışan, üç emekçisinin dahi maaşını ödeyemeyen, çalışanlarının sgk prim ve vergi borçları nedeniyle binası hacizli ve hiçbir siyasi faaliyeti bulunmayan DSP, Genel Başkanının hırs ve emelleri uğruna önüne gelebilecek bir fırsatı daha kaçırarak siyasi partiler çöplüğündeki yerini almaya bir adım daha yaklaşmıştır” diye konuştu.
Yumuşak, Aksakal ile çalışmayı daha fazla içine sindiremediğini söyleyerek istifa ettiğini belirtti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası duruşmasında, Medya AŞ. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in gözaltı sürecinde maruz kaldığı “çıplak arama” uygulaması, büyük tepkiye yol açtı.
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, konuya ilişkin sosyal medya platformu X’teki Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabı üzerinden dikkat çeken bir çağrı yaptı.
Hesaptaki açıklamasında “Dün, adalet ve hukuk sistemi adına utanç verici bir gündü. Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker mahkemede, uğradığı şantajı, işkence ve taciz gibi zorbalıkları anlattı” diyen İmamoğlu, “Salondaki herkesin tüyleri diken diken oldu. Bu anlatımları ben de milletimizle paylaşmak istiyorum. İBB kumpas davasının, 19 Mart darbesinin sahibi saraydaki zihniyetin nasıl metodlar kullandığını ibretle okuyacaksınız” dedi.
İmamoğlu, “saray kayyumu” diyerek andığı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da ifadeleri okumaya çağırdı. İmamoğlu, “Yargıyı yerle bir eden bu zihniyetin peşinden koşan ve “arınma” ifadesini dilinden düşürmeyen, pankartlar asan “saray kayyumu” da bu vahim ifadeleri derhal okusun!” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 38. Olağan Kurultay’a ilişkin verilen “mutlak butlan” kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin kurultaya götürmeme yönündeki eğilimine parti içinden tepkiler büyüyerek sürüyor.
Aralarında eski bakanlar, büyükelçiler ve parti yönetimlerinde görev almış isimlerin de bulunduğu 84 eski CHP’li milletvekili, olağanüstü kurultay çağrısına destek verdi.
Yayımlanan ortak açıklamada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Kurultayı’na ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararının “kabul edilemez ve hukuk devleti ilkesine, demokratik siyasete ve millet iradesine yönelik bir müdahale” niteliğinde olduğu ifade edildi.
Kurultay süreçlerinin Anayasa’nın 79. maddesi uyarınca seçim kurullarının ve Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) denetiminde yürütüldüğü ve YSK kararlarının kesin olduğuna dikkat çekilen metinde, “İktidar yargısının siyaseti düzenlemenin aracı durumuna getirilmesi demokratik düzen açısından çok sakıncalıdır” denildi.
CHP içinde yaratılmak istenen ayrışmanın çözümünün derhal olağanüstü kurultayın yapılması olduğunu belirtilen açıklamada açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bizler Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önceki dönemlerinde Cumhuriyet Halk partisi çatısı altında görev yapmış Milletvekilleri ve Senatörler olarak Hukuk Devleti ilkesini, milli iradenin üstünlüğünü ve demokratik siyasetin meşruiyetini hedef alan “mutlak butlan” kararını kabul etmediğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
Siyasi partiler demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Parti içi süreçler ve Kurultay iradesiyle ilgili seçim süreçleri Anayasa 79. Maddeye göre yargı gözetiminde gerçekleştirilir.Seçim süreçleri ile ilgili her türlü itiraz önce İlçe Seçim Kuruluna son olarak da Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) yapılır. YSK, usulsüzlük bulmaz ve itirazı reddederse seçilmişe mazbatasını verir. 79. maddeye göre YSK’nın verdiği karar kesindir ve itiraz edilemez. İktidar yargısının, siyaseti düzenlemenin aracı durumuna getirilmesi, demokratik düzen açısından çok sakıncalıdır ve toplum vicdanında giderilmesi güç yaralar açmaktadır.
Başkan seçildiği 38. Kurultayın “mutlak butlan” gerekçesiyle iptalini demokratik siyasete,hukuk devleti ilkesine ve millet iradesine vurulmuş ağır bir darbe olarak değerlendiriyoruz. Çünkü;siyasal meşruiyetin kaynağı millet iradesidir. Sandıkta ortaya çıkan iradenin yok sayılması,siyasal kurumlara ve adalete olan toplumsal güveni sarsmaktadır.
Mutlak butlan kararı ile anayasal düzene siyasallaşmış yargı eliyle müdahale edilmiştir.Bu kabul edilemez bir durumdur.Mutlak butlancılar,tarihin doğru tarafında durmayan ve yarınlardan umudu olmayanlardır.Esas olan CHP örgütlerinin ve üyelerinin iradesidir. Siyasi iradenin yönlendirmesiyle verilen hukuk dışı yargı kararları ile CHP yönlendirilemez ve yönetilemez. Anayasa hükümlerine rağmen,yetkisiz bir istinaf mahkemesinin aldığı kararla, Demokratik ve Laik Cumhuriyetin kurucu partisi olan CHP içinde yaratılmak istenen ayrışma ve tartışmaların büyümeden çözümü için en doğru,meşru ve hukuki çözüm yolu DERHAL Olağanüstü Kurultay Çağrısı yapmaktır.Şu anda yargı eliyle yaratılmış bulunan “hukuki temsil boşluğu” en hızlı şekilde, en geç 45 gün içinde gidilecek olan Olağanüstü Kurultay iradesiyle çözümlenir.
Böylelikle iktidarın,yargı eliyle siyaseti düzenleme çabalarına anlamlı bir yanıt verilirken diğer yandan da 38.Kurultay sonrasında iki olağanüstü ve bir de olağan kurultayda CHP delegelerinin ve üyelerinin çok büyük desteğiyle Genel Başkan seçilen ve yaptığı çalışmalarla CHP’yi yeniden Türkiye’nin birinci partisi yapan Sayın Özgür Özel’in ülkemizin geleceği konusunda yarattığı büyük umudun sürdürülmesi sağlanmış olacaktır.
Türkiye’nin kurucusu ve güvencesi olan CHP sahipsiz değildir.Bizler siyasi rekabetin,hukuka aykırı yöntemlerle değil milletin iradesiyle şekillenmesinden yana olan ve CHP örgütünden gelen önceki dönem parlamenterleri olarak Türkiye’nin demokratik birikimine,halkın iradesine,cumhuriyet değerlerine ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyor, HEMEN KURULTAYA gidilmesinin,vazgeçilemez ve ertelenemez bir sorumluluk olduğunu düşünüyor ve DERHAL KURULTAY çağrısı yapılmasını talep ediyoruz.”
Geçen hafta yayımlanan ve 223 eski CHP milletvekili ile senatörün imzasını taşıyan bildiride, mutlak butlan kararına itiraz edilmiş ve en geç 45 gün içinde olağanüstü kurultay yapılması çağrısında bulunulmuştu. Yeni yayınlanan açıklama ve imzalarla birlikte çağrıya destek veren eski parlamenterlerin sayısı 307’ye çıktı.
84 kişiden oluşan imzacıların soyadına göre sıralanmış tam listesi şu şekilde:
1. Sabahat Akkiraz
2. Ali Akyıldız
3. Önay Alpago
4. Yüksel Aksu
5. Ahmet Altun
6. Faik Altun
7. Erdoğan Bakkalbaşı
8. Tacettin Bayır
9. Kani Beko
10. Bülent Yener Bektaşoğlu
11. İbrahim Yavuz Bildik
12. Şükrü Bütün
13. Tarık Cengiz
14. İlhan Cihaner
15. Hüseyin Çamak
16. Dursun Çiçek
17. Hüsnü Çöllü
18. Haydar Demirtaş
19. Hilmi Develi
20. Orhan Ziya Diren
21. Celal Doğan
22. Şükrü Elekdağ
23. Akif Ekici
24. Atilla Emek
25. Sabri Ergül
26. Gürcan Ersin
27. Ali Ahmet Ertürk
28. Okan Gaytancıoğlu
29. Mehmet Gökdağ
30. Levent Gök
31. Ali Rıza Gülçiçek
32. Rahmi Güner
33. İbrahim Gürsoy
34. Mehmet Haberal
35. Süleyman Hatinoğlu
36. Turhan Hırfanoğlu
37. Fatma Kaplan Hürriyet
38. Güler İleri
39. Mustafa İlimen
40. Ali Ilıksoy
41. Ceyhun İrgil
42. İbrahim Özden Kaboğlu
43. Ekrem Kangal
44. Osman Kaptan
45. Ercan Karakaş
46. Adnan Keskin
47. Temel Kitapçı
48. Devrim Kök
49. Erol Köse
50. Bülent Kumbul
51. Faruk Loğoğlu
52. Hasan Macit
53. Bayram Meral
54. Mazlum Nurlu
55. Kamil Okyay Sındır
56. Seyfi Oktay
57. Edip Özgenç
58. Bülent Öz
59. Yusuf Öztop
60. Erdoğan Özyalçın
61. Fikri Sağlar
62. Arif Sağ
63. Şenel Sarıhan
64. Mustafa Sayar
65. Cevdet Selvi
66. Bedri Serter
67. Atilla Sertel
68. Tacidar Seyhan
69. Doğan Şafak
70. Sefa Sirmen
71. Turan Tayan
72. İsmet Tokdemir
73. Celal Topkan
74. Necati Tığlı
75. Erol Tuncer
76. Mustafa Tuncer
77. Ali İbrahim Tutu
78. Abuzer Tanrıverdi
79. İbrahim Taşdemir
80. Hilmi Yükselen
81. Sabri Yavuz
82. Mahmut Yıldız
83. Ali Yiğit
84. Rafet Zeybek
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.