grandpashabet giriş bahiscom giriş
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu deneme bonusu malatya oto kiralama parça eşya taşıma slot siteleri erotik shop istanbul evden eve nakliyat evden eve nakliyat
Kadınlar Danıştay’da, İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyor…

Kadınlar Danıştay’da, İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyor…

ABONE OL
Haziran 7, 2022 11:27
Kadınlar Danıştay’da, İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyor…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Danıştay 10. Daire’si İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali için açılan davaları esastan görmeye devam ediyor. Dava öncesi kadınlar Danıştay’ın önünde buluştu. CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, “Çıkacak olan karar yaşam ile ölüm arasında bir tercihtir” dedi.

Birgün’den Nisa Küçük’ün haberi: AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir gecede aldığı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı kadınlar sözleşmeden vazgeçmiyor.

Erdoğan’ın kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine yönelik açılan davaların duruşmasına bugün Danıştay 10’uncu Dairesi’nde devam edilecek. Fesih kararının iptaline yönelik açtığı 15 davanın duruşmasının görülmesine bugün devam edildi.

Duruşmada savunma yapan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği adına Avukat Müjde Tozbey, “Dernek olarak kadın ve çocuk davalarına sadece avukat ataması yapmıyoruz. Biz buraya 20 ailemizle birlikte geldik. Öldürülen kız çocuklarının aileleri, annesi öldürülen çocuklar burada. Birkaçından bahsetmek istiyorum. Kızına cinsel istismarda bulunan eşinden ayrılan ve öldürülen Döndü Şengül’ün ailesi burada. Karabük’te defalarca kez karakola giden Vildan Akkaya korunmadı. Vildan’ın ailesi burada. Biz kadınları öldüren erkekleri sadece tutuklatmak istemiyoruz. Biz kadınların her alanda korunmasını istiyoruz. Öldürülen kadınların asıl katili devlettir. Çünkü kadınları yoksulluğa iten onları korumayan devlettir” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: BirGünFotoğraf: BirGün

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği adına savunma yapan Avukat Hülya Gülbahar ise şunları ifade etti: “Hukuki bir karmaşa yaratılmaya çalışılıyor. Anayasa’nın 90. maddesi gayet açık. Sözleşmeden çıkıldığı günden beri bütün kadınlar 90. maddeyi okuyor. Uluslararası sözleşmeler Meclis tarafından kabul edilir ve çıkılır. Kanunla yürürlüğü girer ve kanunla yürürlükten kaldırılır. Uluslararası sözleşmelerde Meclis’i bypass edemeyiz. Cumhurbaşkanı Kararnamesi hukuka aykırı. Biz bütün sözleşmeleri savunuyoruz. Biz aynı zamanda Anayasa’yı savunuyoruz. Bu sorumluluk heyetinizin üzerinde. Sözleşmeden çıkıldığından beri kadın cinayetleri arttı. Net bilgi yok ama her gün kadınlar öldürülüyor. İzmir’de 12 günde 12 kadın öldürüldü. Covid-19 affıyla birçok erkek serbest bırakıldı. Basına yansıyan kadarıyla afla çıkan erkekler 10 kadını, 3 çocuğu öldürüldü.”

PERVİN BULDAN’DAN HEYETE: SADECE VİCDANLI OLMANIZI TALEP EDİYORUM

Başvurucular arasında bulunan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, savunmasında, “Bugün sadece HDP’li kadınlar adına savunma yapmayacağım. Bütün kadınlar ve LGBTİ+’lar adına savunma yapacağım. Erkek hukuku değil gerçek yargı diyoruz. Sayın heyet öyle bir karar verin ki, ileride sizlerden vicdanlı yargıçlar olarak bahsedilsin” dedi.

Buldan, şöyle devam etti: “İstanbul Sözleşmesi kadınların uzun soluklu mücadelesinin sonucu kazanılmış ve erkek şiddetine karşı mücadelenin yollarını adım adım örmüş temel bir sözleşmedir. Sözleşme din, dil, ırk farkından dolayı kapsadığı kesimlerin mağdur edilmemesini ister. Yine kapsadığı kesimlerin din, dil, ırk farklılıklarından dolayı mağdur edilmemesini esas alır. Bu esasın önemini daha önce maalesef Fatma Altınmakas davasında gördük. Evli olduğu erkek tarafından katledilen Fatma’nın Türkçe bilmediği için jandarma karakolunda kendisini ifade edemediği ortaya çıkmıştı. Bugün ülkede Türkçe bilmeyen belki milyonlarca kadın bulunmaktadır. Özellikle ülkede son dönemlerde kamu kurumlarında ve toplumda körüklenen ırkçılık Türkçe bilmeyen kadınların ölümüne de sebep olmaktadır. Ülkenin bu kadar dış göç aldığı ve kadınların savaş sonrası göç sürecinden en çok etkilenen kesim olduğu gerçeği göz önünde bulundurulunca İstanbul Sözleşmesi’nin devleti sorumlu kıldığı tercüme konusu hayati bir önem kazanmaktadır.”

“GREVİO, Türkiye’nin son derece başarısız ve yetersiz olduğunu tespit etmiştir” diyen Buldan, “İstanbul Sözleşmesi tüm devletlere, şiddet mağduru kadınlar için barınma, yaşamını sürdürme gibi her türlü ihtiyacını karşılayacak bütçeyi zorunlu kılar. Ancak; bugün Türkiye’de kadınların yaşadığı yoksulluk derinleşirken kadınların nafaka hakkı dahi gasp edilmek istenmektedir. İstanbul Sözleşmesi imzalanmış olsa da ne yazık ki hiçbir zaman etkin biçimde uygulanmamıştır.

Buldan, şunları ifade etti: “Bugün partimize açılmış Kobanî Kumpas Davası’nda, Gezi Davası’nda, 8 Mart ve 25 Kasım yürüyüşlerinin yargılandığı davalarda ve yüzlerce başka davada çok sayıda kadın ağır cezalarla yargılanmaktadır. Kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadın dernekleri ya ağır baskılar altında ya da kapatma davalarıyla sindirilmek istenmektedir. Kadınlar; demokratik toplumu savundukları için yargılanmaktadır. Kadınlar; tekçi erkek zihniyetin kendilerine çizdiği sınırları kabul etmediği, bu sınırlarla yaşamak istemediği için yargılanmaktadır. Kadınlar; ‘artık ölmek istemiyoruz’, ‘şiddet, baskı altında yaşamak istemiyoruz’, ‘özgür ve eşit bir yaşam istiyoruz’ dedikleri için yargılanmaktadır. Kadınlar; doğasına-suyuna, yaşam alanlarına sahip çıktığı için yargılanmaktadır. Kadınlar; en kutsal mücadele olan barış mücadelesini yürüttüğü için yargılanmaktadır. Kadınlar; kadın özgürlükçü, demokratik bir toplumu savundukları için yargılanmaktadır. Kadınlar; faşizme biat etmedikleri için yargılanmaktadır. Kadınlar; faşizme, tekçiliğe, ırkçılığa ve nefret siyasetine karşı öncü bir mücadele yürüttükleri için yargılanmaktadır. Sözleşme etkin bir şekilde uygulanıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz. Yani kadınlar; mücadeleleriyle İstanbul Sözleşmesi’ni somut olarak uygulamaya çalıştıkları için yargılanmaktadır. Bu nedenle her zaman söylediğimiz gibi erkek yargı değil, gerçek yargı diyoruz! Güçlülerin hukuku değil, haklıların hukuku diyoruz! Erkeklerin üstünlüğünü değil, eşitliğin üstünlüğünü gözeten bir yargı sistemi diyoruz! Eşitlik gözetilsin ki adalet olsun diyoruz! Bu nedenle; eşitlik için, adalet için, yaşam için İstanbul Sözleşmesi’ni bugüne kadar her alanda ve platformda nasıl savunduysak bugün de en inançlı ve kararlı şekilde savunuyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaya da etkin bir şekilde uygulanıncaya kadar mücadele etmeye de devam edeceğiz. Ortak kadın mücadelemiz engellenemez, durdurulamaz! Türkiye’de milyonlarca kadın adına sizden sadece vicdanlı olmanızı talep ediyorum.”


“DAYANIŞMAYA GÜVENİYORUZ”

Duruşma öncesinde Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) tarafından bir basın açıklaması yapıldı. Platform adına basın açıklamasını Avukat Selin Nakıpoğlu okudu. İlk duruşmaya bin avukatın katıldığını hatırlatan Söyleyen Nakıpoğlu, şunları ifade etti:

“Mahkeme salonu içeresindeki onlarca, adliye önündeki yüzlerce, ülke çapında ise milyonlarca kadının meşru talebi karara bağlanacak. Bir tarafta tek kişilik kararlar varsa diğer tarafta biz milyonlarız. Biz imzanın çekildiği günden önce de sonra da ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’ diyoruz. Her daim söylediğimiz gibi, eşit yurttaşlık kavramına tahammülleri olamayanların yapmış olduğu karalama ve saptırmalarla Sözleşme’den imza çekildi. Ve şimdi sıra ‘ben istedim oldu’ kararına karşı açtığımız davaların duruşmasına katılmaya geldi. Neden bu kadar emek? Neden bu kadar mücadele? Çünkü bu kavga karanlıkla aydınlığın kavgası. Hukukun gücüne, adalete, toplumsal cinsiyet eşitliğine inananların mücadelesi. Bu değerlere inanan herkesin bu mücadelede olması gerekir. Kadına yönelik erkek şiddetinin en yaygını en çok yaşanılanıdır; küfre, hakarete maruz kalmak, aşağılanmak… Örneğin birkaç gün önce Cumhurbaşkanı’nın geziye katılan vatandaşlar için sarf ettiği sözü duyunca şaşırmadık. Evet duyduklarımızın en kötüsüydü ama ülkenin yarısına yöneltilen ilk hakaret değildi. ŞYıllardır dediğimiz gibi, siyasal iktidarın şiddet içeren, bağırıp çağıran dili, erkeklerin cesaretlenmesine yol açıyor. AKP iktidarında kadına yönelik şiddetin bu kadar artmasının en önemli nedenlerinden biridir bu. Geçen hafta, 1 Haziran günü kadın cinayetlerini durdurmak amacıyla kurulmuş olan bir derneğin, hiç bir somut olguya dayanmayan kapatma davasının ilk duruşması yapıldı. Siyasi iktidar, muhalif kesimlere, ve özelde kadın siyasetçilere, kadın ve LGBTİ hakları savunucularına, kadın sanatçılara sistematik olarak taciz ve baskı uyguluyor; kadına karşı eril şiddeti teşvik de ediyor.Hukuk devleti olma yolundan uzaklaştıkça uzaklaşıyoruz.

Fotoğraf: BirGünFotoğraf: BirGün

Sizi dört gün önceye götürmek istiyoruz; dört gün önce 6. Yargı Paketi niteliğindeki 24 maddelik “Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Teklifte “Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun, Danıştay içerisinde seçim ile belirlemesi” nin ertelenmesini öneren maddeler var. Bu durum Yürütmenin Anayasa’ya ve yargı bağımsızlığına çok açık müdahalesidir. Anımsayacağımız gibi söz konusu mevcut üye yapısıyla Kurul, İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili kararlarında Cumhurbaşkanlığı lehine tavır koymuştu. Dolayısıyla İstanbul Sözleşmesi kararında görüldüğü üzere yürütme; kendi lehine karar alabilecek üye sayısı ve yapısında değişiklik olmamasını sağlamaya çalışıyor. Kurulda sayısal olarak iktidar ağırlığı devam etsin çabasıyla birlikte unutulmamalı ki bu kurul İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin dava sürecinde yine son sözü söyleyecek. Bizler nasıl bir eşitlik karşıtı iklim içinde olduğumuzun çok farkındayız. Tıpkı İstanbul Sözleşmesi’nin feshi gibi hiçbir şeyin güncel siyasi oyunlar uğruna yapılmadığını biliyoruz. Hiçbir şeyi hafife almıyoruz, ama umutluyuz. Cesaretimize, mücadele azmimize ve dayanışmamıza güveniyoruz.”

ERDEN: SÖZLEŞME UYGULANMADI

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey Erden, burada yaptığı açıklamada, “Bugün 20 farklı şehirden 20 farklı aileyi getirdik buraya. Kızları, çocukları, eşleri öldürülen 20 aile… Şu an burada fotoğraflarının taşıyorlar kızlarının. Diyarbakır’dan, Mardin’den, İzmir’den, Giresun’dan, Karabük’ten, Bursa’dan, Balıkesir’den ve daha sayamayacağımız birçok şehirden aileler geldi. İstanbul Sözleşmemiz vardı ama bu kadınlarımız korunmadı. Çünkü İstanbul Sözleşmesi uygulanmadı. Kadınlarımız öldürüldü” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: BirGünFotoğraf: BirGün

NAZLIAKA: ÇIKACAK KARAR YAŞAM İLE ÖLÜM ARASINDA BİR TERCİHTİR

CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka ise açılamasında, “Buraya gelme sebebimiz yaşam hakkımıza sahip çıkmaktır. İstanbul Sözleşmesi bir günde imzalandı, bir günde feshedildi” dedi. Nazlıaka, şöyle devam etti: “Bugün burada bir tarih yazılıyor. Çıkacak olan karar yaşam ile ölüm arasında bir tercihtir. Çıkacak olan karar hukukun üstünlüğü ile üstünlerin hukuku arasında bir tercihtir. Çıkacak olan karar bu ülkede yaşayan 42 milyon kadın ile tek adam arasında bir tercihtir.”

BULDAN: SÖZLEŞMEYİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise açıklamsında, “Kadınların uzun yıllar vermiş olduğu mücadele sonucu emekleriyle, bedenleriyle, sözleriyle ve ödemiş oldukları bedellerle birlikte kazanmıl oldukları bir hak olan İstanbul Sözleşmesi’ni bir gece yarısı yarısı bir erkek tarafından feshedilmesini asla kabul etmediğimizi her yerde ifade ettik, bugün burada bir kez daha söylemek isteriz” diye konuştu.

“İstanbul Sözleşmesi, bir erkeğin iki dudağı arasından çıkacak bir söz, eline aldığı kalemle, attığı bir imzayla asla feshedilecek ve yok sayılacak bir sözleşme değildir” diyen Buldan, “Bugün Türkiye’de binlerce kadın, erkek şiddetine mağruz kalırken; binlerce kadın, erkek şiddetiyle canını feda ederken, katledilirken, yaşamını yitirirken böylesi önemli bir sözleşmenin bir gece yarısı feshedilmesini asla kabul etmeyeceğiz ve bunu savunmaya her yerde devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: BirGünFotoğraf: BirGün

CENGİZ: ONLAR GİDECEK, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KALACAK!

SOL Parti MYK Üyesi Göksu Cengiz, “Biz SOL Parti olarak diyoruz ki; kadın cinayetleri politiktir. Neden politiktir? Çünkü tek adam bu ülkeyi bir karanlığa sürüklemeye çalışırken doğrudan kadınları hedef almaktadır” dedi.

“Mücadeleyle, hepimizin alın teri ile kazanılan haklarımızı bugün bir tane adam iptal edebileceğini düşünüyor” diyen Cengiz, şunları kaydetti: “Tek bir adam milyonlarca kadının hakkını, milyonlarca kadının yaşamını tehlikeye atabileceğini düşünüyor. Sanmasınlar ki milyonlarca kadın mücadeleyle kazandığı haklarından bir adım bile geri atacak, sanmasınlar ki bu memleketi karanlığa teslim edecek, sanmasınlar ki bu gerici karanlık bu memleketten söküp atılmayacak!”

Cengiz, son olarak şunları vurguladı: “SOL Parti olarak diyoruz ki; hep beraber, omuz omuza, kadın dayanışmasıyla hem bu iktidardan kurtulacağız hem de bu memleketi aydınlığa çıkartacağız. Onlar gidecek, İstanbul Sözleşmesi kalacak!”

Fotoğraf: BirGünFotoğraf: BirGün

NE OLMUŞTU?

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile çıkıldı.

Sözleşmeden çekilme kararının iptali ve yürütmenin durdurulması yönünde Danıştay’a 200’ü aşkın dava açıldı.

Danıştay 10. Dairesi, 29 Haziran 2021’de yürütmenin durdurulması istemini oy çokluğuyla reddetti, bu karara yapılan itirazın da 18 Kasım 2021’de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından reddine karar verildi.

Sözleşmeden çekilme kararının iptali için açılan davaların 10’u 28 Nisan’da görüldü. Davaya bini aşkın avukat katıldı. Duruşmada, Danıştay savcısı çekilme kararına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin iptalini istedi.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.