grandpashabet giriş bahiscom giriş
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu deneme bonusu malatya oto kiralama parça eşya taşıma slot siteleri erotik shop istanbul evden eve nakliyat evden eve nakliyat
Özgür Özel: Açsın, Yoksulsun, İşsizsin Ama Suriye’ye Sevinmelisin..!

Özgür Özel: Açsın, Yoksulsun, İşsizsin Ama Suriye’ye Sevinmelisin..!

ABONE OL
Ocak 7, 2025 14:23
Özgür Özel: Açsın, Yoksulsun, İşsizsin Ama Suriye’ye Sevinmelisin..!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Özgür Özel, “Bal gibi doğalgazı seçim rüşvetine çevirdi. …EPDK’nın raporunda geçen yıl bedava doğalgaz verilenlerden, 25 metreküp verilenlerden 1 milyon 7.000 konutun doğalgazı borcundan dolayı kesilmiş. Nerede o gün yaptığın jest? Nerede seçim bittikten sonra savrulduğun nokta?” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşuyor:

Yeni yılda önce memleketim Manisa’da, ardından Ardahan’da, Kars’ta, Erzurum’da vatandaşlarımızla bir araya geldik.

Dört şehirde, onun üzerinde halk buluşmasında emeklilerin, asgari ücretlilerin, esnafın, üreticilerin, hayvancılıkla uğraşanların, arıcılıkla uğraşanların dertlerini dinledik. Onların seslerini duyurmak üzere kürsüye çıktık.

Biz anlattık, onlar dinlediler. Onlar anlattılar, biz dinledik ve milletin gerçek gündemini, hayat pahalılığını, geçim sıkıntısını ve enflasyona ezdirilen milyonların dertlerini en yüksek sesle dile getirmeye çalıştık.

Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi Grubu çok önem verdiği Meclis’te, Meclis kürsüsünde, Meclis’in tüm çalışma alanlarında bu sorunları dile getirmeye, çözüm önerilerini söylemeye, bu konulardaki kanun tekliflerini vermeye, Genel Kurul’a indirmeye, oylatmaya ve sonuna kadar mücadeleye devam edecek.

Ancak hem grubumuz, hem örgütümüz hem de bize oy veren ve artık canına tak eden milyonlar hep birlikte sokaklarda, meydanlarda, fabrikalarda, tarlalarda, kahvelerde, köylerde, kentlerde olmaya ve milletin gerçek sorunlarını haykırmaya devam edeceğiz.

2025 yılı hepimize kolay gelsin. Mücadelenin yılı olacaktır. Emeğin ve emekçinin yılı olacaktır.

Vatandaş artık iktidarın Suriye’deki sahte zafer sarhoşluğundan uyanmasını bekliyor.

İktidar ise o anlattıklarının vatandaşın karnını doyurmasını bekliyor, vatandaşı buna inandırmaya çalışıyor.

Açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin, derdin çok ama zafer büyük, Suriye’ye sevinmelisin.

13 yıl önce söylediği bir söz sanki o gün olmuş gibi. Sanki Türkiye 200 milyar dolar kaybetmemiş de kazanmış gibi. Sanki 283 vatan evladı şehit düşmemiş gibi. Sanki 4,5 milyon sığınmacı Türkiye’ye gelmiş ve Türkiye’nin ekmeğine, aşına, işine ortak olmamış gibi.

“Zafer var orada” diyor, inan. Senin söylediğin zaferi Ardahan’da görmedim. Kars’ta inanan yok. Erzurum’da o zafere bakıp da “Evet, artık karnım doyacak, iş bulacağım” diyen yok. Suriye’yi konuştuk, konuşuruz, konuşmaya devam edeceğiz.

Ayrıca bugün iktidar ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nin çağrısıyla başlayan, AK Parti’nin Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın oluruyla gerçekleşen İmralı ziyaretiyle ilgili, partimize gerçekleştirilen bir ziyaret, o konudaki görüşmeyle ilgili bilgiler, düşüncelerimiz, bunu da konuşacağız.

Ama önce Kars’ta hala hayvancılık yapmaya çalışan Süleyman Amca’nın, Ardahan’da üreticilikten para kazanamadığı için kapı kapı iş arayan Mustafa kardeşimin, aile bütçesini getiremediği için Erzurum’un soğuğunda gözyaşları buz tutmuş halde bize dert anlatmaya çalışan Zeynep kardeşimin gerçek gündemini konuşmak isterim.

Ardahan, Kars, Erzurum’da pek çok sorun ortak. Bu bölgemizin, bu bölgemiz kışın en sert geçtiği, -20, -30 derecelerin hemen her gece kaydedildiği yerler ve en önemli sorun barınmayla birlikte barındığı yeri ısıtma sorunu. Türkiye’nin dört bir yanında kışın ortasında doğalgaz saatleri dönüp duruyor ama Ardahan’da, Kars’ta, Erzurum’da, Ağrı’da, Van’da, bütün bölgede fıldır fıldır dönüyor ve o zaman Manisa’da +10 derecenin bize soğuk geldiği yerde ve yine Manisa’da 2.000 TL doğalgaz parasının ağır geldiği yerde, -20 dereceyi yaşayanların aylık 5.000-6.000 TL doğalgaz parasıyla muhatap olanların gerçekliğiyle karşı karşıyasınız ve beğenmedikleri, her fırsatta laf ettikleri Karaoğlan Bülent Ecevit’in son başbakanlığında dahi bölgede o gün ısınmak için kömür yakılıyor, kömürü yarı fiyatına verdiğini bütün bölge hatırlıyor, hatırlatıyor.

Biz de dedik ki, evlerin ısınması için verilecek olan doğalgaza yüzde 50 bu bölgede indirim yapılmalıdır. Ben bunu söyledim. Sayın Erdoğan yaparız diyeceğine ya da ne için yapmadığını anlatacağına rahatsız olmuş, efendim verdiği doğalgaz desteklerini bana hatırlatıyor.

Ben Sayın Erdoğan’ın ne doğalgaz desteği verdiğini biliyorum. Örneğin şunu dün gibi de hatırlıyorum: Seçim zamanı bir telaş. “Bu can bu bedende durdukça emekli etmem onları, çift dikiş maaş alacak” dedikleri EYT’lileri emekli ederken, “Vermem” dediği kadroları verirken, “Uygulamam” dediği seçim ekonomisinin daniskasını uygularken Putin’le konuşup doğalgaz toplam faturasını bir yıl erteletti, döndü dedi ki: “Herkese 25 metreküp doğalgaz bedava.”

O gün dedim ki: Ya biz hepimiz milletvekiliyiz, niye bize bedava? Eczacılara niye bedava? Parası olana, işi gücü yerinde olanlara niye bedava? Hem bize 25 metreküp bedava hem garibana, işsize, yoksula bedava.

Bize verme, onlara ver, dedik. Yok, herkese seçim rüşveti olarak 25 metreküp bedava.

Seçim rüşveti değildiyse niye bugün yok 25 metreküp bedava?

Niye o gün herkese verdiğinde bugün hiç olmazsa, geçen kış herkese verirken yerine geçen kış ihtiyacı olana, bu kış da ihtiyacı olana, gelecek kış da ihtiyacı olana vermedin?

Neden şimdi yok? Kış daha mı yumuşak geçiyor? Doğalgaz daha mı ucuz? Alım gücü, milletin ekonomik gücü daha mı artmış?

Bal gibi doğalgazı seçim rüşvetine çevirdi.

Şimdi de diyor ki: “Özgür Bey bunları bilmez.” Vallahi döndüm baktım, EPDK’nın raporunda geçen yıl bedava doğalgaz verilenlerden, 25 metreküp verilenlerden 1 milyon 7.000 konutun doğalgazı borcundan dolayı kesilmiş. Nerede o gün yaptığın jest? Nerede seçim bittikten sonra savrulduğun nokta?

Kars’ta gelen 5.000 TL faturayla Manisa’daki 2.000 TL’nin aynı emekli maaşıyla ödenemeyeceğini düşündüğümüz için kışın sert geçtiği coğrafyalarda, sert geçtiği aylarda yüzde 50 doğalgaz indirimi önerdik.

Bunu da söylemeye devam edeceğiz. Ziyaret ettiğimiz üç ilimizde hayvancılıkla ilgili çok ağır sorunlar var. 1 kg yem 12 TL 1 kg süt 12 TL. 1 kg süt 1,5 kg yem almazsa o ülkede hayvancılık yapılamaz ve bugün değil 1,5 kg, 1 kiloyu zor alan, 50 kg’lık yemler 600 ila 650 TL deniyor, 12 TL’nin üstünde. Bu sebepten dolayı büyük bir darboğaz var.

Hayvancılıkla uğraşan kim varsa sokakta kolumuzdan tuttu. Ama kooperatiflerinde ama kahvede ama sokakta et ithalatı saçmalığından şikayet etti.

Erdoğan et fiyatlarının yüksek olduğunu, bunu çözmek için et ithalatı yapmanın çözüm olduğunu…

52 kişiden duydum. 520.000 hayvan ithal edilecek bu sene ve herkes diyor ki: “O parayı onlara vereceğine bize verse hiçbir derdimiz olmaz. Böyle yapa yapa hayvancılığı bitirdi, şimdi dışarıdan hayvan ithalatı yapıyor.”

Bu konuda bu hükümeti baştan uyarmak lazımdı diye düşünüyor insan. Dönüp bakıyorsunuz, Sayıştay 2023 yılında TIGEM’e şu uyarıyı yapmış.

Diyor ki: “Yurtdışı damızlık hayvan fiyatlarının yurtiçi damızlık hayvan üretim maliyetlerinin altında oluştuğu, yurtiçi ile yurtdışı fiyat farkı kadar kâr marjının ithalatçı aracı firmalar ve adına ithalat yapanlar üzerinde kaldığı, bu durumun yerli damızlık hayvan yetiştiricilerinin aleyhinde haksız rekabete ve fazla kazanca yol açtığı, iç piyasa fiyatlarını etkilediği değerlendirilmektedir.”

Yani bugün yaşananı iki yıl önce Sayıştay rapora yazmış. Diyor ki: Dışarıdan getirdiğin buradan ucuz olunca, aynı fiyata da et satılınca bunlar fazladan para kazanıyor, bunlar rekabet edemiyor.

Ayrıca ithal hayvanın kalitesinin Türkiye’de üretilenin çok altında olduğunu Sayıştay da söylüyor, vatandaş da söylüyor. Tam bir saadet zinciri. Yurtdışından ucuza kalitesiz hayvan getirip Türkiye’deki kaliteli hayvan fiyatına satın alıp aradaki farkı yandaşa aktaran, bizim üreticiyi de perişan eden bir durumla karşı karşıyayız.

Bunun için başta Kars’ta bu konunun bütün uzmanlarıyla, kooperatiflerle, meslek birlikleriyle, akademik odalarla bir araya geldik

Hepsinin temel meselesi şu: Bu işin siyaseti yok, hükümet bizi gözden çıkardı. Hayvancılık meselesi sadece hayvancılıkla uğraşanlar değil, bütün Kars’ın, bütün Ardahan’ın, bütün Erzurum’un, bütün bölgenin varlık yokluk meselesidir, diyorlar.

Bu konuya ilişkin gerekli notlarımızı aldık, çalışmaları yaptık. Arkadaşlarımız zaten konuya çok hakim. Bu konuyla uzman milletvekillerimizi görevlendirdik.

Hem meclis zemininde hem oralarda gidip çalışacaklar ve bu sorunları dile getirmeye devam edecekler. Yine Sayın Erdoğan’ın yerelden ülke gündemine taşıdığı, benim de çok memnun olduğum konu, sağ olsun.

Bu hafta salon adamı Erdoğan, sıcak seven Erdoğan, kendini, kendini atadıklarına alkışlatıp moral bulmaya çalışan Erdoğan, atadığı ilçe başkanından, ilçe yöneticisinden, delegesinden, il yönetiminden Suriye zaferine alkış alıp rüzgar yapmaya çalışan Erdoğan, biz -20 derecelerde gezerken sıcak salonlarından bize laf attı durdu.

Hepsinden memnunum. Birazdan çok esaslı, konuya da gelecek mevzu onun attığı lafla ama tuttu dedi ki: “Samsun-Amasya-Çorum-Kırıkkale hızlı demiryolu projesine Özgür Özel ve CHP karşı çıkıyor.” Vallahi yalan. Kuyruklu yalan. Aksine, bakın, grup başkanvekiliyken Özgür Özel, Ahmet Sami Ceylan’la hızlı trene binip Çorum’a geldik diye Çorum basınının o yılın en çok okunan haberi.

Ahmet Sami Ceylan, milletvekilliği de yaptık, kıymetli bir kardeşimiz, AK Parti’nin de MKYK üyesi. Ben Çorum’a gittim, dedim ki: “Çorum’a hızlı trenle geldim. Yanımda Ahmet Sami Ceylan vardı, öbür tarafımda da Ercan Daştan oturuyordu.”

Bütün Çorum medyası baktı. Bunların birisi AKP MKYK üyesi, öbürü eski MHP‘li, “Bu treni yapmazsınız, yapamazsınız.” demiş, sonra AK Parti‘ye geçmiş, il başkan yardımcısı olmuş. Ortada tren falan yok.

Gelirken iki yanımda oturuyorlardı, kavga etmesinler diye ben ayırdım, dedim. Hatta tren çok doluydu, dedim.

Çünkü evlatlarının yemin törenine gelen asker aileleri vardı, dedim. Ona da güldü basın. Çünkü Erdoğan bir önceki seçiminde hızlı tren sözünü vermiş, ayrıca da Çorum’a bir acemi birliği de söylemişti.

İkisi de ortada yoktu. Ben bunları söyleyince Çorum basınında en çok okunan haber oldu bir yıl boyunca.

Özgür Özel, AK Parti ile, MHP ile dalga geçti. Treni hatırlattı. “Niye yapmıyorsunuz?” dedi, dedi. Onun üzerine milletvekilleri görüştüler ettiler.

“Bu tren projesi, bir an önce verilen söz tutulsun.” dediler. Şimdi çıkmış Erdoğan, “Biz böyle bir projemiz var, CHP karşı.”

CHP karşı falan değil. CHP’nin karşı olduğu, Erdoğan’ın örtmeye çalıştığı şu:

Hani adam hırsızlık yaparken yakalanıyor da tutunca diyor ya, “Vatanı böldürmem size!” Yan kesicilik yaparken yakalanıyor. “Bayrağı indiremezsiniz, ezanı dindiremezsiniz.” diyor.

Ne alaka? Sen suçüstü yakalanmışsın. Sen ne de yakalanmışsın? Çorum Delice bölümü için 40 gün önceden hangi şirkete verileceği belli olmuş.

Milletvekilimiz çıkmış ilan etmiş. Genel Başkan Yardımcımız meclis tutanaklarına geçirmiş. Tam o gün, bir gün önce, “Bu ihaleyi yapıyorsunuz, 7 firmadan bu firmaya bu paraya vereceksiniz.” demişiz.

İhaleyi 4 gün ertelemişler. 4 gün sonra dediğimiz paraya aynı firmaya vermişler.

1 kilometre demiryolunun maliyeti 627 milyon lira. Benzer demiryollarından 6 kat fazla.

Şirketin adı belli, aldığı para belli. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu ilan ediyoruz. “6 kat dolandırılıyor millet!” diyoruz. O diyor ki: “Siz tren yoluna niye karşısınız?”

Yankesicilik yapan adamı polis yakalayınca, “Vatanı bölemezsiniz, ezanı dindiremezsiniz.” diyen ne kadar sahtekar ise bize bunu söyleyen de o kadar sahtekar.

Bir diğer yandan yine sıcak salonların insanı, sıcacık bir salonda oturdu, diyor ki… oturduğu bir toplantıda şöyle diyor: “Altın hesabı yapıyorlar.” Özğür Bey altın hesabını çok seviyor. 22 yıl öncesine dönüp dönüp bana altın hesabı üzerinden hesap soruyor.

Hazır elinde hesap makinesiyle kuyumcu kuyumcu dolaşırken CHP’li belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na borçlarının kaç çeyrek altın tuttuğunun hesabını da bir yapıversin demiş.

Birincisi şunu söyleyeyim: Bu iyidir. Yani aylardır altın hesabını yapıyoruz. Dönüp de buralara cevap vermeleri, bu düzleme gelmeleri iyidir. Bizim eleştirimize karşı bize terörist demek, hain demek, iftira atmak, küfretmek yerine bir espriyle cevap vermek iyidir.

Biz siyasetin dilinin buralardan kurulmasını doğru buluyoruz ve diyoruz ki: İlk günden beri söylüyorum, normali bulur, buraya geleceksiniz. Hakaretimize hakaretle, küfrünüze küfrüyle, yalanınıza yalanla, iftiranıza iftirayla cevap verip istediğiniz o gerginlik, çatışma ve kutuplaşma ortamında gerçek sorunların çözülmesine, konuşulmasına engel olamazsınız diyoruz.

Gelmiş, “Sen de bir hesap yap.” diyor. Vallahi madem istedi, yaptım. Belediyelerin SGK’ya borcu 11 birim, diğer şirketlerin borcu 90 birim. SGK’nın 100 lira alacağı varsa 10 lirası belediyelerden, 90 lirası şirketlerden.

Gelecek ay şirketlere faizi affetmeyi planlıyor. Ana parayı bölmeyi planlıyor ama o güne kadar CHP’li belediyelerden ve şirketlerinden, iştiraklerinden paraları almak istiyor.

O yüzden “Silkeleyin CHP’lileri.” diyor. O günden bugüne işte dün İzmir‘de yaşananlar, öncesinde Ada, Ankara Büyükşehir’de, Adana’da, İstanbul’da yaşananlar, diğer belediyelerimizde yaşananlar, hizmeti durdura bilmek için yani CHP’li belediyenin yoksula dokunmasına, öğrenciye dokunmasına, işsize dokunmasına, soğukta kalana doğalgaz yardımı yapmasına, tenceresi kaynamayana ayda 2 kilo et koymasına, kapıyı çalıp sabah 2 kilo süt vermesine, yeni doğanın bezini vermesine, 5 yaşına kadar olan çocuğu olanlara anne kart vermesine mani olabilmek için Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin hesaplarına haciz uyguluyor.

Paraları bizden alacak, sonra bu paraları yandaş şirketlere gelince faizini affedip ana parayı bölecek.

Böyle bir hedefi var Erdoğan’ın. SGK’nın toplam alacağını çıkardık. Belediyelerden alacağını da çıkardık. SGK’nın toplam alacağı 270 ton altına karşılık geliyor.

Bunun 30 tonu belediyelerden, 240 tonu Erdoğan’ın 6 ayda bir açıklaması gerektiği halde açıklamadığı ilk 100’deki hemen hepsinin kendinden olduğu yandaş şirketlerden.

Yani Erdoğan diyor ki: “SGK’nın borçlarını açıkla.” Vallahi CHP’nin, AK Parti, MHP, İyi Parti demin, Yeniden Refah’ın, Saadet’in bütün belediyelerin borcu bir kamyon altın.

Bunun üçte biri Ak Partili belediyelerin, üçte ikisi muhalefetteki belediyelerin. Üçte ikinin yarısı AK Parti’nin döneminden, üçte biri bütün muhalefetin şimdiki ya da önceki dönemlerinden.

Sayın Erdoğan, “Elinde makine sarrafa gitmiş hesabı yapsa.” diyor ya. Üçte bir kamyon bütün muhalefetin borcu var.

Kamyonun üçte ikisi senin belediyelerinin ya da senin belediyelerinin önceden yaptığı borç. 9 kamyonda SGK’ya senin yandaşlarının borcu var. Aha da diyorsun ya hesapla, hesap ortada. 9 kamyon altını çek SGK’nın önüne, üçte bir kamyon altını vermeyen namussuzdur, hodri meydan.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.